İS
cavdarkizi.gcc
Karalama Defteri
  Malina

Malina

12/13/2010 12:00:00 AM

"Çok basit. Bunun için yapman gereken tek şey, örneğin rastgele birini olabildiğince mutsuz kılmak, bir budalalığı düzeltmek isteyen birine yardımcı olmamak. Birini gerçek anlamda bir mutsuzluğa sürüklediysen eğer, o zaman o da seni düşünecektir. Genelde ise erkeklerin çoğu kadınları mutsuz kılar, ve burada bir karşılıklılık yoktur, çünkü başımıza gelen, doğal bir yıkımdır, erkeklerin hastalığından kaynaklanan, engellenmesi olanaksız bir yıkım; kadınlar, erkekler yüzünden bu denli düşünmek, ve daha henüz öğrenmişken; öğrendiklerini değiştirmek zorundadırlar, çünkü kişi hep birini düşünmek zorunda kalırsa, o insanlar için sürekli duygular üretmek zorunda kalırsa, o zaman gerçek anlamda mutsuz olur. üstelik mutsuzluk zamanla iki katına, üç katına, yüz katına çıkar. Mutsuzluktan kaçmak isteyenin yapması gereken tek şey, her defasında birkaç gün sonra son vermektir. Eğer biri sizi gerçek anlamda mutsuz kılmamışsa, o zaman mutsuzluk duymak, o kişinin arkasından ağlamak olanaksızdır. Kimse arkadan birkaç saat geçtikten sonra en genç ya da en yakışıklı erkeğin, en iyi ya da en akıllı erkeğin arkasından artık ağlamaz. Ama tam bir gevezeyle, budalalığı tartışma götürmez biriyle, en tuhaf alışkanlıkların tutsağı olan, iğrenç bir karaktersizle geçirilen altı ay, gerçekten güçlü ve akıllı kadınları bile sarsıntılara sürüklemiş, intihara değin götürmüştür."

"Cinayetti" diye bitişi insanı vuruyor adeta. Ingeborg Bachmann, Malina'da mutlak aşkı anlatıyor. Kanımca, romanın ana karakteri, kendisinden birçok özelliği taşıyor. Ana karakterin gidip gelişleri, acıları, sevinçleri, düşünceleri, içsel karmaşıklğı başından sonuna kadar çok etkileyici. Roman kahramanı ama gerçek gibi, içimizde gibi. Gerçek gibi, ama yaşamı roman gibi.


Geri Dön