İS
cavdarkizi.gcc

Bütün bu savaşlar, kavgalar, silahlar..

Cemil Meriç

"Ne garip bir oyuncak şu insan! Yürür, konuşur ve acı çeker. 70 kilodur. Kendisine ve çevresine ait hiçbir şeyi bilmez. Bir nevi ıstırap makinesi. İplerini başkaları çeker. Hantal ve şapşal bir robot. Neye sevinir bilinmez. Sınırsız olan yalnız hayalleri ve acı kabiliyeti. Etten bir kafes ve aciz içinde çırpınan bir ruh. Vücut araba akıl arabacı. Ama gözleri bağlı arabacının, arabaya hükmeden atlar.. Buda haklı : Varolmak için yokolmak lazım, parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin. Bütün musiki, bütün şiir, bütün aşk, bu bir çuval kemik, bu asi ten, bu aptalca endişeler ne olacak? Ne olacağını bilen var mı? Kader hep oynayacağı roller yükler insana ve ıslıklar. Alkış sahtekarların.." Jurnal.3.11.1965

Cesare Pavese

Yaşama Uğraşı

Acı çekmek hiçbir anlamda bir ayrıcalık, bir soyluluk belirtisi, Tanrı'yı hatırlatan bir özellik değildir. Acı çekmek hayvanca, insanı hırpalayan, sıradan, gereksiz ve hava gibi doğal bir şeydir. Elle tutulamayacak bir şeydir acı; insan ne kavrayabilir, ne de karşı çıkılabilir; zaman içinde vardır- zamanla aynı şeydir; olmadık zamanlarda insanın karşısına çıkması sadece kendisini izleyen anlarda, insanın son işkence anını yeniden yaşadığı ve bir sonraki nöbeti beklediği sürede acı çeken kimseyi savunmasız bırakmak içindir.

Tezer Özlü

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin

Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır. (Ya da kendi kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar.
...

Fernando Pessoa

Felsefi Denemeler

Ömer'in tek kişiliği vardı; benim ise, neyse ki ya da ne yazık ki hiç yok. Şimdi böyleyim, bir saat sonra başka. Bir gün nasıl olduğumu ertesi gün unutmuş oluyorum. Ömer neyse o, tek bir dünyada, dış dünyada yaşıyor; bense neysem o değilim, sadece dış dünyada değil, hem ardışık hem de dağınık iç dünyada yaşıyorum. Onun felsefesi, Ömer'inki gibi olmasını istese de hiçbir zaman aynısı olamaz. Bu sayede rızam olmadan, eleştirdiğim felsefeler taşıyorum içimde ruh gibi dolaşan; Ömer onların hepsini reddederdi, çünkü hepsi ona dışsaldı; ben onları yadsıyamam, çünkü onlar bizzat ben'im.








Gölgesizler, Hasan Ali TOPTAŞ

“Göz göre göre yok olmuştu o; kendi görünürlüğünün derinliklerine çekilmişti. Her gün her yerde karşılaşılacaktı eskisi gibi, sesi işitilip kokusu duyulacak, ama asla ona ulaşılamayacaktı. Herhalde kendi varlığına karışarak yok olmak en akıllıca yöntemdi. Belki de bu yüzden delirmişti Cennet’in oğlu; kendini kendine gömebilmesi için delirmesi, delirmesi için de herkesten akıllı davranması gerekmişti.”


"Yürüyorum dediği, durmanın ta kendisiymiş. Düş gibi bir şey yani... Koşarsın koşarsın da varmazsın hani; içindeki umut, varamadığın kadar büyür. Sen bakarsın ışıltıyla. İleriye uzanırsın (uzanmak istiyorsun), uzandıkça da kolların uzar babam uzar... Gene de boşluğu avuçlarsın hep; düşünü düş yapan boşluğu..."

Hayat Absürttür

Albert Camus

"Ben yoksul ve dinsiz doğdum, mutlu bir göğün altında, insanın, karşısında düşmanlık değil uyum hissettiği bir doğanın içinde. Dolayısıyla kopuşla değil bütünlük duygusuyla yola çıktım."

"Entellektüel mi? evet. Ve asla vazgeçmemek. Entelektüel = ikiye bölünen kişi. Hoşuma gidiyor bu. İkisi de olmaktan hoşnutum. Birleşebilir mi acaba? Uygulama meselesi. Denemek gerek. Şu anlama geliyor. Zekayı küçümserim = kuşkularıma katlanamam. Gözlerimi açık tutmayı yeğlerim."

Bir başıma yaşadığım bir yüksekliğin en ucundayım;
İnemiyorum,
Yaşayamıyorum,
Ölemiyorum.
Tezer Özlü